11 Ocak 2019 Cuma

İdlib / HTŞ "mücahitlere" çağrı yaptı:
Ankara'nın savaşına katılmayın

Heyet Tahrir el-Şam'ın (HTŞ) "İdlib" diye anılan cihatçı bölgesinin büyük bölümünü ele geçirmesine varan gelişmelere dair derleyebildiğim olgu-bilgiyi Duvar’daki yazımda ve ardından blog'a koyduğum ek yazıda aktarmıştım. Bir-iki önemli noktayı eklemem gerekiyor.

İlki, "İdlib" diye andığımız, yalnız bu vilayeti değil Halep'in batısı, Hama'nın kuzeyi ve azıcık da Lazkiye'den parçalar içeren cihatçı bölgesinin ne kadarının HTŞ'nin denetimine geçtiğine ilişkin. Yazımda bunu "bölgenin üçte ikisi" olarak belirtmiştim, bu arada ortaya çıktı ki, HTŞ'nin eline geçen buun çok daha fazlası. Eski El-Kaide şubesi olan El-Nusra çekirdekli örgüt şu anda bölgenin yüzde seksenine hakim. Bu, yaklaşık dokuz bin (8.937) kilometrekare büyüklüğünde olan ve Suriye'nin yaklaşık yüzde beşine (% 4.8) denk düşen bölgenin 7.200 kilometrekaresi demek.

İkinci olarak, sözkonusu hakimiyetin yalnız sahadaki askerî vaziyete ilişkin olmadığını eklemeliyim. Ahrar el-Şam başta olmak üzere, HTŞ'nin rakibi-hasmı olan öbür örgütlerin İdlib bölgesinde kurdukları yerel yönetim ve idarî örgütlenme de çözülüyor. İdarenin HTŞ'nin "Selamet Hükümeti"ne geçmesiyle birlikte "Özgür İdlib Polisi" teşkilatının dağıtılacağı duyuruldu. HTŞ'ye rakip-hasım örgütlerin bir kısmı da bizzat örgütsel varlıklarını korumakta zorlanıyor.

Üçüncü olarak, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme: HTŞ'nin yetkili ağızlarından Ebu el-Yakazan el-Masri, Fırat'ın doğusunda başlayabilecek TSK-YPG çatışmasının "İslâm'ı ilgilendirmediğini" bildirdi! El-Masri, "Seküler bir orduyla seküler-ateist partinin çatışmasından bize ne!" dedi mealen. HTŞ yetkilisine göre bu çatışma, "Türk ve Kürt milliyetçileri arasında uzun zamandır süren savaşın devamı". Bu mesajın içerdiği daha somut ve işlevli kısım ise, HTŞ yetkilisinin "Müslümanları" bu savaşa katılmaktan geri durmaya çağırması. Yani HTŞ, Suriye topraklarındaki öbür "mücahitlere" Ankara'nın buyruğundan çıkma çağrısı yaptı.

Dördüncü olarak, Suriye ordusu doğudan top atışları yapıyor, Rusya jetleri de güneydeki el-Letamine'yi bombaladı. Suriye ordusu güneybatı ve batı sınırına yoğun yığınak yapıyor.

10 Ocak 2019 Perşembe

İdlib / Duvar’daki yazıma ek bilgiler

İdlib’te çok kritik gelişmeler yaşanıyor. Duvar’daki yazımda derleyebildiğim olgu ve bilgileri olabildiğince ayrıntılı aktardım. Yazının yayımlanmasından sonra edindiğim bilgileri buraya ekliyorum. Meraklı okur için.

• Türkiye’nin yönettiği “Ulusal Kurtuluş Ordusu” bünyesindeki “Ulusal Kurtuluş Cephesi”ni oluşturan örgütlerden Ceyş el-Ahrar, Şukur el-Şam, Ceyş el-Nasır ve İkinci Ordu grupları, HTŞ’ye karşı savaşmayacakları anlamına gelen “tarafsızlık” duyuruları yaptılar. Bu, HTŞ’nin birçok yerde kayda değer direnişle karşılaşmadan ilerlemesini sürdürebileceği anlamına geliyor.

• Gece 20:00 sularından itibaren, HTŞ konvoylarının Maaret el-Numan’a yollandığına dair haberler duyuldu. Bunun neden beklenen bir gelişme olduğu ve bu küçük şehrin anlamı-önemi konusu için Duvar’daki yazıma bakabilirsiniz.

• İdlib’in güney ve güneybatısında kısa sürede muazzam egemenlik alanı kazanan HTŞ, kuzeyde, Türkiye'nin doğrudan denetimindeki Afrin’de de taarruzda. Deyr Balut ve Hezeviye köylerinde (Cinderes) ve Afrin sınırındaki TSK gözlem noktalarının birinin dibinde (Selva) TC destekli gruplarla, “Ulusal Ordu”yla çatıştı, haberlere göre, Simyan Tepesi’ndeki muharebenin ardından, Afrin’deki Ezidi köyü Besûfani’ye girdi.

• İdlib’in doğu sınırına (el-Mşeyrfi) Rusya destekli 5. Ordu yığınak yaptı: 250 asker, 57 mm’lik toplarla donatılmış 15 araç, 37 mm’liklerle donatılmış 10 araç, çeşitli makineli tüfekler ve anti-tank silahları taşıyan 30 pikap.

• HTŞ’nin İdlib’i ele geçirmesinin siyasî boyutu konusunda düşünmeye yardımcı olması amacıyla, örgütün hedefleri-ilkeleri: Şeriatın hakimiyeti, demokrasi ve sekülerizmin reddi. / “Kriminal rejime” (Şam) teslimiyet ve onun yeniden tesisine varacak siyasî sürecin reddi. / Müşavereye dayalı bir İslâmî hukuk sisteminin kurulması. / Etkin aktörlerle dengeli ilişkilerin kurulması. / “Muhacirlerin” (yabancı savaşçılar) vaziyetinin siyasî pazarlık konusu yapılmaması.

5 Aralık 2018 Çarşamba

İdlib'te çok yönlü çatışmalar

Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile Ankara’nın gözdesi Ahrar el-Şam arasındaki çatışmalar ikinci gününü doldurdu. Hama’nın kuzeyi ile İdlib’in batısındaki kırsal bölgede, Cisr el-Şuğur yakınında iki örgüt ağır silahlarla çarpışıyor. Syria Direct’e göre, HTŞ beş köyü ele geçirmeyi başardı. Örgütlerin Rusya-Türkiye arasındaki anlaşmayla öngörülen tampon bölgenin olabildiğince fazlasında denetim sağlamaya çatıştıkları anlaşılıyor. Sivil kayıplara ve yörede paniğe yolaçan çatışmalar, örgütlerin Suriye ordusu mevzileriyle aralarına güvenli bir mesafe koyarak uzaklaşmak gibi bir niyetleri olmadığını gösteriyor. Ağır silahlardan arındırılmış tampon bölge planı yürümeyecek gibi. Bu durumda, genel olarak İdlib’te çatışmasızlığın güvenceye alınması yolunda engeller artmaya başladı, diyebiliriz.

İdlib’in güneydoğusunda, Maaret el-Numan’a yaklaşık 10 km mesafedeki Cercenez köyü de, birkaç gündür Suriye ordusunun top ateşi altında. Halkın dörtte üçünün göçtüğü söyleniyor. Ankara’nın yönettiği Ulusal Kurtuluş Cephesi, son günlerde çeşitli mevzilerde Suriye ordu birliklerinin İranlı milislerle güçlendirildiğini ileri sürdü. UKC sözcüsü Naci Mustafa, kuvvetlerine “hazırlıklı olun” emri verdiklerini bildirdi.

1 Aralık 2018 Cumartesi

Refik gitti

Refik gitti. "Ondan kötülük gördüm" diyecek kimse çıkar mı? Çıkmaz bence. Spot yakıp kendine çevirmişliği var mıdır; başkalarının gözlerini kamaştırarak? Yoktur. Aklına gelmezdi spot yakıp kendine çevirmek. Gürültüsü kendinden önce gelen adamlardan mıydı? Asla. Gürültüsü yoktu. Üstüne ışık vurdursa, gürültü çıkarsa hakkı mıydı? Eh, böyle bir benbenben devrinde elbette hakkı olabilirdi. Yapmadı usta. Yapmadı. Beraber çok yer dolaştık. Cumhuriyet için, '90'ların ortalarında. "Küçülen Şehirler" diye bir röportaj için. Ben kullandım, o yanımda oturdu. Artvin, Kars, Kastamonu, Sinop, Kırklareli... Ben çektim, o yazdı. Çok güzel vakit geçirdik. Daha uyumlu yol arkadaşı tanımadım. Çok güldük beraber. Çok konuştuk. Tanıştık. Sonra az görüşebildik. Sevgimiz azalmadı. Birbirimizin farkında olduk. Onu hep sevdim, varlığını hatırladıkça içim ısındı. Şairliği ayrı; o konuda başkaları konuşsun. O çırağın o soruyu sorarkenki halini çok gördüm ben onda; bunu diyeyim, bitsin. Dostluk ve iyi insanlık bu kadar öne çıktı mı şairlik şu bu arkada kalıyor. Çok üzgünüm. Çok.

5 Kasım 2018 Pazartesi

Osman Kavala bir yıldır neden tutsak?

18 Ekim 2017’de Gaziantep dönüşünde Atatürk Havaalanı’nda gözaltına alınan ve 14 gün sonra, 1 Kasım 2017’de tutuklanan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı ve iş insanı Osman Kavala’nın sanatçı, akademisyen, aktivist ve siyasetçi dostları, tutukluluğun birinci yılında Silivri’de bir araya geldi.

Ortak açıklamlarında Osman Kavala’ya Özgürlük taleplerini yenileyen sanatçı, akademisyen, aktivist ve siyasetçilerden oluşan dayanışma grubunda Ali Uçansu, Asena Günal, Aybike Haydaroğlu, Ayşe Gül Altınay, Ayşegül Devecioğlu, Banu Cennetoğlu, Biray Kolluoğlu, Burak Delier, Bülent Aydın, Celalettin Can, Cem Erciyes, Çiğdem Mater, Deniz Yükseker, Emine Uşaklıgil, Esra Mungan, Fatih Özgüven, Fatma Gök, Gençay Gürsoy, Gül Kozacıoğlu, Gül Pulhan, Güliz Sağlam, Gürol Irzık, Hakan Altınay, Hüseyin Karabey, İlhan Sayın, İz Öztat, Jaklin Çelik, Jale Parla, Mehmet Ertan, Melek Ulagay, Murat Akagündüz, Murat Utku, Nadir Öperli, Nadire Mater, Necdet İpekyüz, Nilgün Mirze, Osman Bozkurt, Osman Savaşkan, Oya Baydar, Özcan Yurdalan, Refik Akyüz, Selin Söl, Semih Sökmen, Seren Yüce, Sevilay Demirci, Sezgin Tanrıkulu, Sibel Irzık, Şemsa Özar, Şemsa Özer, Tatyos Bebek, Timuçin Gürer,Yetvart Tovmasyan, Yamaç Okur, Yiğit Ekmekçi ve Zeycan Alkış yer aldı.

Ortak açıklama sanatçı İz Öztat tarafından okundu.

Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı ve iş insanı Osman Kavala’nın haksız tutukluluğunun birinci yılında, burada Silivri Cezaevi’nin önünde, “Neden?” diye sormak üzere buluştuk. Osman Kavala, neden bir yıldır, tutukluluğunun gerekçesini dahi bilmeden, savunmanın bütün araçlarından yoksun bırakılarak, hukuk dışı bir şekilde cezaevinde tutuluyor? Avukatlar tutukluluğa tam 10 kez itiraz ettiler, 10’u da reddedildi. Dosyada gizlilik kararı olduğu için neyle suçlandığını öğrenemiyoruz. Kuvvetli kanıtlar var deniyor, ne oldukları belli değil. Üstelik dosyaya bakan savcı dahi Kavala’nın ifadesini almadı.

Onun bu şekilde özgürlüğünden yoksun bırakılması, işkenceden farksızdır!

Anayasanın ve Türkiye’nin kurucuları arasında yer aldığı Avrupa Konseyi’ne bağlı bir kurum olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin benimsediği hukuk ilkeleri doğrultusunda, Osman Kavala’nın bir an önce serbest bırakılması, neyle suçlandığının açıklanması ve eğer gerekiyorsa, yargı önüne çıkarılması gerekir.

Onu tanıyanlara fantastik gelecek suçlamalarla içeride tutulan Osman Kavala, birinci yıl mektubunda “hayatımdan aylar eksiliyor. Bir an önce özgürlüğüme, aileme, dostlarıma kavuşmak istiyorum” diyor. Biz de hukuk açısından utanç verici bu durumun sona ermesini ve ailesi, dostları ve çalışma arkadaşları olarak ona kavuşmayı diliyoruz.

Osman Kavala derhal serbest bırakılsın!

25 Eylül 2018 Salı

Modriç'e ödül: Aşırı iyimser bir yorum

FIFA'nın dünyanın en iyi futbolcusu olarak bu yıl Hırvat orta saha beyni Luka Modriç'i seçmesi, dünyada başka her şey feci halde olmasaydı, başlıbaşına, insanlık adına umut yaratabilecek bir adım sayılabilirdi.

Sayamıyoruz. Sebebi mâlûm, futbol âlemi mâlûm, FIFA mâlûm. Yine de Messi veya Ronaldo gibi göz alıcı yıldızlar yerine, futbol oyununu "derinden" seyreden ve sevenler dışında kimsenin pek yüz vermeyeceği, ufak tefek orta sahacının onurlandırılması bu devirde ilginç ve aykırı bir tercih.

Devir, Ronaldo'nun parıl parıl parlayan kaslarının devri. Burada teşhis kolay. Messi ayrı konu. Onu tek başına bir makama yerleştirmek, tam da Messi'yi bu kadar büyük futbolcu yapan özelliğin, büyük hünerini takım oyuncusu olarak kullanmayı öğrenebilmiş ve sindirmiş oluşunun inkârı. "Etrafında" Barcelona ağı olmaksızın Messi Messi değil, hepimizin bildiği üzre. Ronaldo, döneme daha çok yakışıyor. Asla kötü niyetli futbolcu değil, bir tek bu özelliği azıcık "eski" kalıyor olabilir. Döneme yakışması daha çok şundan: Takım oyunu oynamaya kalkıştığında kuvveti, kabiliyeti, mahareti azalıyor; yarıya iniyor neredeyse. En kurt teknik direktörün bile yapabildiği, eğer Ronaldo varsa, topun ona "açılması"nın ötesine geçmiyor aslında. Bu işten bol para kazandıkları için, dünyanın en basit verkaçında bile uzun taktik hazırlıklar keşfetmeye hazır futbol medyası erbâbına bakmayın.

Her neyse, futbolla sadece taraftarlık dışında derdi olan varsa, FIFA'nın Modriç kararına sevinmiş olmalı. Modriç, Ken Loach'un "Looking for Eric" filminde Cantona'ya söylettiği şeyin ete kemiğe bürünmesi olarak tanımlayabileceğimiz futbolculardan. Filmi görmeyenlerden özür dileyerek, sürprizi kaçıracak şeyi burada aktarmak zorundayım. Kahramanımız, postacı Eric Bishop, beklenmedik şekilde hayatına giren Eric Cantona'dan, futbol oynadığı dönemden kendisinde en çok iz bırakmış, en müthiş anısını öğrenmek ister ve durmadan tahminlerde bulunur. Tahminleri hep Cantona'nın attığı muhteşem gollere dairdir. Sonunda Cantona'nın seçip aktardığı anıysa, bir gol değildir. "Bir gol değil," der Cantona, "bir pas." Pası görürüz. Hakikaten muhteşemdir. Modriç gibiler, meslek hayatı tribünleri ayağa kaldıran göz alıcı tekil eylemlerden değil, paslardan örülü futbolcular. Evet, konumları gereği. Ama zaten hoşumuza giden de bu konum:)

Modriç'in mevkiinde oynayan futbolcular, oyunu idare edenler, "on numara"lar, kimi zaman bu konumlarından ötürü fazla mağrur, takım arkadaşlarına tepeden bakan, sevimsiz tipler olabiliyorlar. İşin kötüsü, bunu maç seyircisi de hissedebiliyor. Ama herkesi idare edip, yalnız kendi takımının değil doğrudan maçın ritmini, karakterini de belirleyebilen, buna karşılık, tek şımarıklığını, bencilliğini görmediğimiz, karşı takımdan gördüğü saygıyı da hissedebildiğimiz, bu arada, hemen her oyunda herkesten fazla koşmak, her yere yetişmek zorunda olan orta sahacı, futbolun en muazzam güzelliği; nâçizâne bana göre. Xavi'yi, Pirlo'yu seyretmek, zaman zaman basitçe futbol seyretmekten fazla, daha zengin bir eğlence olabilirdi. Modriç de bu sınıftan.

Modriç'e verilen ödül, yardımlaşarak oynanmak zorunda olan bir oyunun bu özelliğinin vurgulanması kabul edilebilir; benim gibi, orta sahacılardan yana şiddetle taraf olanlarca. Belki başkaları da Ronaldo ile Modriç'i yanyana koyup üstüne düşünebilir.

"Yine de bişeydir" diyerek bitireyim.

23 Eylül 2018 Pazar

İdlib'te anlaşmanın geri planına dair iddialar

Middle East Eye’da Ece Gökçesedef’in İdlib’teki Türkiye-Rusya anlaşmasının geri planına ışık tutan bir yazısı yayımlandı. Yazıdaki bilgiler, “anlaşma sürecinde görev almış Türk yetkililer” ve “sahadaki Türk güvenlik kaynakları”na dayanıyor. İngilizce’cilere yazının tamamını okumalarını tavsiye ederim. Öne çıkan bazı bilgileri burada kısaca aktarmayı yararlı gördüm. Hepsi, adlarının gizli kalmasını isteyen sözkonusu kaynakların Gökçesedef'e aktardığı iddialar:

• Silahtan arındırılmış bölgedeki gruplar, ağır silahlarını TSK’ya değil, İdlib’teki öbür birimlerine devredecek. Yani ağır silahlar örgütlerinde elinde kalacak.
• Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) elemanlarının yüzde doksanı Suriyeli. Türkiye ve Rusya, bunların “Suriye hükümetinin sorumluluğundaki polisiye vakalar” olarak değerlendirilmesi üzerinde anlaşmış. TSK ile uyumlu çalışmayı kabul etmeyecek silahlı muhalifler, bu durumda, Suriye polisine teslim edilecek.
• M5 ve M4 karayollarında güvenli gidiş geliş Türkiye’nin garantisinde. Hâlihazırda M5 karayolunun bir bölümünü HTŞ denetliyor. Kontrol noktaları var. Ankara’nın bunları kaldırma ve yolları trafiğe tamamen açma işini halletmesi bekleniyor.
• Ankara ile Şam arasında bir şekilde doğrudan temas kanalı oluşturulmaya çalışılıyor.
• Silahlı muhalifler Suriye ordusu karşısında çekilmeyi kabullense ve İdlib’e Şam hakim olsa bile, Ankara elindeki on iki gözlem noktasını bırakmaya niyetli değil; siyasî süreç başladığında, "şu ana kadar elde edileni koruyabilmek için" bunları koz olarak kullanmayı hedefliyor.

Bunlar sürece dair değerlendirme ve öngörüleri etkileyebilecek, değiştirebilecek iddialar.

21 Eylül 2018 Cuma

Havalimanı işçilerine destek

Demokrasi İçin Birlik, Diyalog Grubu ve Yurttaş Girişimi inisiyatifleri, havalimanı işçilerine destek amacıyla bir ortak açıklama yaptı. Aktarıyorum:

HAVALİMANI İŞÇİLERİNİN HAKLI TALEPLERİ KARŞILANSIN,
ZULÜM VE HUKUKSUZLUK SON BULSUN

*Habersiz şekilde işten atılanlar işe iade edilsin.
*Servis sorunu çözülsün.
*Yatakhane, lavabo, banyo temizlikleri düzenli olarak yapılsın, tahtakurusu sorunu çözülsün.
*Maaşların tamamı hesaba yatırılsın, elden maaş ödemesi yapılmasın.
*Geçmişe dönük ödenmeyen ücretler ödensin.
*İş cinayetleri çözülsün.
*Revir personeli işçilerle ilgilensin, gerekli sağlık malzemelerinin temini sağlansın. *işçilere dönük aşağılayıcı muamele engellensin.
*İşçi ve formenler aynı yemekhanede yemek yesin.
*Bayram ikramiyesi verilsin.
*İşçi kıyafetleri verilsin

Defter kağıdına tükenmez kalemle yazılan bu talepler Üçüncü Havalimanı inşaatında çalışan işçilere ait.

Üçüncü Havalimanı şantiyesinde çalışan on bini aşkın işçi, çalışma koşullarının ağırlaşması ve arka arkaya yaşanan iş cinayetlerine karşı iş durdurma eylemi başlattılar. Çünkü taleplerini defalarca dile getirmiş hiç bir yanıt alamamışlardı.

Hak arayışları jandarmayla, polisle, TOMA’yla, biber gazıyla, sabaha karşı yapılan baskınlarla, kırılan kapılarla yanıt buldu. Yüzlercesi göz altına alındı. İşyerinin servisleriyle karakollara taşındılar. Avukatlarla ve milletvekilleriyle görüştürülmediler.

Üçüncü havalimanı şantiyesi işçilerinin insanca çalışma koşullarının sağlanması, barınma sağlık sorunlarının çözülmesi, iş cinayetleri için önlem alınması talebiyle giriştikleri hak arayışı suç değildir. Bu haklı ve meşru eylemlerinde işçilerin yanında olduğumuzu duyuruyoruz.

İşçilere yapılan muamele hukuka anayasa yasalara ve insanlığa aykırıdır. İşçilerin talepleri karşılanmalı, gözaltına alınan işçiler serbest bırakılmalı, zulüm ve hukuksuzluk son bulmalıdır.

DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK / DİYALOG GRUBU / YURTTAŞ GİRİŞİMİ


20 Eylül 2018 Perşembe

İdlib'te beklenmedik teneffüs

İdlib'e Rusya destekli Suriye ordusu ve müttefiklerinin büyük taarruzu başlayacakken, Soçi Anlaşması ile, Ankara İdlib'teki uzlaşır-uzlaşmaz, cihatçı veya değil, bütün silahlı grupların bir nevi sorumluluğunu aldı ve 15 Ekim'e kadar bazı şartları oluşturmayı taahhüt etti. Bunları ve doğabilecek sorunları ve sonuçları P24'teki yazımda ele aldım. İdlib'i yakından izlemeyi sürdürüyorum. Aşağıdaki yazıya iliştirdiğim haritadan, bombardıman alanlarını -şimdilik!?- dikkate almaksızın yararlanabilirsiniz.

9 Eylül 2018 Pazar

İdlib'te bombardıman var hızıyla sürüyor

İdlib'te işlerin nasıl ilerleyeceğini görüşmek üzere biraraya gelen Rusya, İran ve Türkiye liderlerinin toplantısı, uluslararası ilişkiler, dış politika ve diplomasi izleyenler açısından hayli ilginç geçti. Şimdiye kadar hiç tanık olmadığımız bir sahneyi izledik. Tartışmalar bittikten, bildiri hazırlandıktan sonra, liderler artık basının karşısına geçtiği ve formalite-protokol mesajlarını verecekleri sırada, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, içeride konuşulduğunda üzerinde anlaşılamayıp bildiriye katılmamış olan "ateşkes" teklifini tekrar ortaya getirdi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den, diplomatik sahnelerdeki oyunlarda asla işitilmeyecek cinsten bir replikle cevap aldı. Putin, "El-Kaide ve DAİŞ adına konuşmayın" demeye getirdi.

Zirveden sonra, bildiri açıklanmadan önce yaptığım değerlendirmeyi P24'ten okuyabilirsiniz. Zirvenin sabahına başlayan yoğun bombardımanı anlamlandırmayı sağlayacağını umduğum haritayı Duvar'daki yazıma iliştirdim, ama teknik sebeple (sıkıştırmadan ötürü) haritadaki bazı yazılar biraz bozulmuş, zor okunur olmuş; bu yüzden burada tekrar aktarmaya karar verdim. Doğru düzgün görmek için üzerine tıklayın lütfen. Haritadan yararlanmak isteyen meslektaşlar da lütfen buradakini kopyalasın.

1 Eylül 2018 Cumartesi

İdlib savaşını izlemek isteyenler için harita

İdlib savaşını yakından izlemek isteyenler için bir harita hazırladım. Harita hakkında izahat da içeren bazı bilgileri P24'teki yazımda aktardım. Harita P24'ün sayfasında olması gerekenden küçük ve bazı ayrıntıları zor seçilir halde yeralıyor. Bu yüzden buraya da koydum, üzerine tıklayın ve ayrıntıları net görün. Açıklamalar için P24'teki yazıma bakabilirsiniz.


30 Temmuz 2018 Pazartesi

İdlib - Yeniden "Fetih Ordusu"

[ GÜNCELLEME & EK: 31 Temmuz'da Soçi'de yapılan Rusya-İran-Türkiye zirvesinin sonuç bildirgesinde, DAİŞ ve El-Nusra ile El-Kaide ve DAİŞ/IŞİD bağlantılı örgütlerle mücadele konusundaki ortak kararlılık daha ilk maddede vurgulanıyor. Aşağıda HTŞ'nin anıldığı yerleri bu bilgi ışığında değerlendirin. ]

2015'te, Şam rejimini devirmeyi hedefleyen ezcümle dış güçlerin desteğiyle oluşturulan ve İdlib şehri ve vilayetinin silahlı cihatçı grupların denetimine geçmesini sağlayan "Fetih Ordusu" yeniden canlandırılıyor. "Fetih Ordusu", o sırada resmen El-Kaide'nin Suriye uzantısı olan El-Nusra Cephesi'ni de kapsıyordu; şimdi de çekirdeğinde onun olduğu Heyet Tahrir el-Şam'ı (HTŞ) barındıracak.

Rusya, Suriye ordusu ve İranlı milislerin İdlib harekâtına, öyle görünüyor ki, pek az kaldı. Bugün yarın Rusya, İran, Türkiye ve dolaylı yoldan Suriye arasında bu konuda önemli görüşmeler yapılacak, ancak şu anda görüneni ve muhtemel olanı bütünüyle değiştirecek kararlara varılması muhtemel görünmüyor.