Hamra Caddesi (resmî adı 31. Cadde), Beyrut'un önemli eğlence merkezlerinden. 1960'larda, 70'lerde şehrin en gözde yeriymiş, sonra tılsımı kaçmış biraz. Yakın zamanda, biraz da destekle, özellikle turistleri çekebilsin diye yeniden toparlanmış. Oteller yapılmış, yeni dükkanlar açılmış. Şimdi yine kafeleri, barlarıyla, serbest ve çoğulcu bir ortamı tehcih eden, her dinden-mezhepten, tabiî biraz da hali vakti yerinde Lübnanlı'ların takıldığı bir yermiş; öyle diyorlar.
Öyle olmasa, Suriye'den göçmüş sevimli bir çocuk, geceleri çiçek satmak için orayı mesken tutmazdı. Oralı bir gazeteci, "onu hepimiz tanırdık" diye tweet attı, "çoktan yatmış olması gereken saatlerde caddede çiçek satardı'. Ufacık hayatında, Beyrut'un eğlence yerlerinin çıkışında çiçek satarak dört yıllık bir "kariyer" yapan Suriyeli Faris, sevimli yüzüyle, gülümsemesiyle, belli ki pek çok insanın yüreğinde birtakım telleri titreştirmişti.
Faris niye konu oldu? Çünkü herhalde ailesi ne yaptı ettiyse Beyrut'ta tutunamadığından, memleketine döndü. Suriye'ye. Ordunun, YPG'nin, Burkan El Fırat'ın, DAİŞ'in çarpıştığı, durmadan değişen mevzilerde gencecik insanların can verdiği, kiminin cenazesinin Türkiye'ye gönderildiği Haseke'ye.
