Değerli okurlarım, Şebnem Korur Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin'in zalimlik oyununda kırılacak taş muamelesi yapılarak tutuklanmaları, kelepçelenmeleri, hapse tıkılmaları, sıradan bir "Türkiye olayı" değil. Hem çok boyutlu hem çok basit, yüz kızartıcı bir rezalet. Kelepçeli fotoğrafları gördüğüm andan beri aklımdan geçenler, kamuya açık yerde söylenecek, buralara yazılıp insanlara sunulacak şeyler değil. Özellikle İslâmcı-Müslüman kesimde, başkalarının her şeye rağmen mâkûl, vicdanlı insan muamelesi yaptığı birilerine öfkem çok büyük. Bunları dile getirmek istemiyorum.
Sadece, tutuklanan üç insan adına Şebnem'i konu ederek şu kadarını ifade edeyim: Biri çıkıp, Şebnem'in gerçekte niye tutuklandığını sorsa, Özgür Gündem'le dayanışma diyebiliriz, Cizre Raporu diyebiliriz, bugüne kadar devleti rahatsız etmiş koskoca insan hakları faaliyeti külliyatı diyebiliriz. Ama yeterince derine inmiş olmayız. Şebnem gibi insanlara duydukları kinin en derinde yatan, en köklü sebebi, hiçbir zaman bir Şebnem Korur Fincancı yetiştiremeyecek olmalarıdır. Bu haset, bu aşağılık kompleksi, yürütülen baskı politikalarını daha şirret, daha rezil kılıyor.
Daha fazlasını söylemek istemiyorum. Şu sayfada Şebnem'in, Hrant Dink Vakfı'ndan ödül aldığı geceden bir fotoğrafının -beraber tutuklandığı öbür iki değerli insan nâmına da- bulunmasını istiyorum. (Fotoğrafı çekeni birileri bildirse de buraya adını da koysam ne güzel olur.)
Şebnem Korur Fincancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şebnem Korur Fincancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Haziran 2016 Perşembe
11 Aralık 2015 Cuma
Kendinden bombalı yelek işine girmek
Radikal, 08.12.2015
“Gaziantep'te IŞİD'e canlı bomba yeleği üreten atelye” haberi! Sonradan öğrendik ki, IŞİD'in kendi girişimiymiş. Fakat ilk anda “asla olmaz” diyebildik mi?
- Abi, bunlar bu yelekleri nereden alıyo ya?
- Yaptırıyorlar olum, hazırı olur mu bunun?
- Tamam işte, nerede yaptırıyorlar?
- N'apacan lan?
- Abi, bombalı kamyonla her gün kaç kontrol noktası uçuruyorlar, köye kasabaya dalıyorlar, mitinglere şuraya buraya intihar bombacısı yolluyorlar...
- Ee?
- Bu işe mi girsek? Çok gider bunlardan! Brandacıya diktiririz.
- Hakkaten lan! Yalnız paket teslim yapalım, daha fazla kazandırır.
- Bombası dahil diyosun?
- He. Bilyesini de koyarız, tek ambalajda teslim! Heriflere hesaplı gelir, zahmeti de yok, Tak-Çalıştır!
Kabul edelim ki bu diyalog gerçekçidir. “IŞİD'çiler nasılsa bizi değil onları öldürüyor” diyen birileri bilyeli-bombalı intihar eylemcisi yeleği “işine” girebilir. Sanayide “bombalı kamyona zırh yapılır” levhası görsek kaçımız şaşırırız? Potansiyel müteşebbislerin tek kaygısı, müşterinin gözü dönmüşlüğü, gaddarlığı, sipariş zamanında teslim edilmez veya mal çürük çıkarsa kendilerinin başına iş gelebileceği olur. Toplumca da bundan herhangi bir rahatsızlık duyacağımızı düşünmek için sebep yok.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
